AnasayfaKişiselHobilerimGezi izlenimlerimFotoğraflarımAnasayfa


























 

Ben kimim ?


  Temmuz 1973'te Edremit devlet hastahanesinde doğmuşum. Annem öğretmen babam ise ordu mensubu. Benim doğduğumda görev yerleri Muş'ta olduğu için yaklaşık 6 ay kadar bana babaannem (Zehra Kip) bakmış.. Sonrasında annemlerin yanına giderek annemin dedesi (Hakkı Kurufallı) ile çocukluğumun büyük çoğunluğu geçti.. Babamın Muş'u müteakip Tarsus'a tayini çıkınca bizde önce Tarsus'a sonrada babamın görev yeri olan Yenice'nin Kamberhöyüğü köyüne taşındık. Aslında o yıllara ilişkin hatırladığım ufak tefek şeyler dışında pek bir şey yok.. Dedemin kulaklarının ağır işitmesi sebebi ile konuşmaya oldukça geç başlamışım.. Şimdide susturabilen yok tabi. :) Babamın iş arkadaşı ve dostu Tahir amcaların ve kirvemin (Ali Kılınç) annesinin (Safiye teyze) evini hayal meyyal hatırlıyorum. Kocaman bir bahçesi olan iki katlı tipik bir Anadolu evi idi.. İkinci katın tırabzanları olduğunu hatırlıyorum ama o da hayal meyal.. E birde o bahçede benim kazlar tarafından tepelenmem konusu var ki evlere şenlik.. O hayvanlardan bütün çocukluğum boyunca tırsmışımdır herhalde.. Kıhhhhh diye boyunlarını büküp üstüme yürürlerdi ve bende çok korkardım.. Hatta bir rivayete göre 3-4 yaşlarında iken  birgün bu şerefsiz kazlar beni yere yıkıp kafamı gagalama teşebbüsünde bile bulunmuşlar. :(

 Annem kız meslek lisesinde nakış öğretmeni olduğu için anaokuluna doğal olarak Tarsus kız meslek lisesinde başlamışım.. O zamanlardan aklımda kalan ise, öğle uykularından kaçıp annemin yanına gitmemdir.. Oldum olası öğle uykularını sevmem.. :) İlkokula 78-79 sezonunda Tarsus Atatürk ilkokulunda başladım.. İlkokul 1 deki öğretmenimin adı Ayla Köksal'dır. Çok güler yüzlü bir kadındı.. Okula giderken yol kenarındaki çilek seralarından çilek suyu içerdik. O zamanlar terörizmin tüm Türkiye'yi esir aldığı kurtarılmış bölgelerin ilan edildiği iğrenç bir dönemdi.. Hatta birgün okul çıkışında birkaç tane şerefsiz, bizim ilkokulu basıp hademeleri ve müdür yardımcısını rehin aldığını da hatırlıyorum. Ben ilkokul bire giderken abim ilkokul beşinci sınıfa gidiyordu.. Ve pek tabii ki aynı okula gidiyorduk. Onunla günlük harçlıklarımızı biriktirir, okulun karşısındaki simit fırınından birşeyler alıp yerdik.. Sonrasında babamın tayini ilk önce Kıbrıs/Girne' ye ve bir sene sonrada Gelibolu'ya çıktı.. Babam Kıbrıs'ta görev yaparken biz annem ile birlikte Kamberhöyüğünde lojmanlarda kalmaya devam ettik. Sık sık babamı ziyarete gidiyorduk.. Tabi o zamanlar Kıbrıs'a pasaport ile giriliyordu. Bir keresinde feribot ile dönmüştük. Babamın bana aldığı oyuncak tabancayı Yeşilada feribotunda yastığımın altında unuttuğum için çok üzülmüştüm.. :( Matchbox ve Majorette 'nin birçok küçük arabasını Kıbrıs'tan almıştık. Hala bazıları annemlerin evinde duruyor sanırım..

 Asker çocuğu olmanın en önemli dezavantajı çocukluk arkadaşlarınızın asla uzun süreli olamamasıdır. Nitekim babamın Kıbrıs görevi bitince, tayini Çanakkale / Gelibolu'ya çıktı. İlkokul ikinci sınıftan itibaren öğrenim hayatımı Gazi Süleyman Paşa ilkokulunda devam ettim.. E bu arada tüm sosyal çevrem değişmiş oldu böylelikle.. İlkokul ikinci sınıftaki öğretmeninim adı Hanife Kılıçarslan'dı. Ancak onunda eşi asker olduğu için bir sene sonra öğretmenim değişti.. Üçüncü sınıfın nasıl geçtiğini anlamadık bile yarı boş dersler, yarı geçici öğretmenler ile geçtikten sonra ilkokul dört ve beşinci sınıflarda öğretmenim Yıldız Erkan oldu.. Kısa boylu, renkli gözlü sarıya kaçan saçları ve kocaman gözlükleri vardı.. Kendisini çok severdim. Geçtiğimiz yıllarda birkaç kez ilkokuluma gidip sordum ama maalesef emekli olmuş ve oradan aldığım telefona cevap verende olmadı. Gelibolu'daki arkadaşlarım arasında Altuğ Yılmaz, Ali Tan, Ayşegül Atacan, Gülçin Yalçın, Ercan Karakaş ve Aslıhan Demircan ilk aklıma gelenler.. Birde yıllar sonra izini bulduğum Bürkem Cevher isimli arkadaşım var tabi.. Yıllar ile birlikte herkes bir yerlere savrulunca irtibata geçmek zor oluyor tabi.. Ancak dünya gerçekten küçük.. Ali Tan ile havalimanında tesadüfen karşılaştık.. Yaklaşık 20 sene sonra beni sesimden tanıyabildi.. İnanılmaz bir durumdu.. Hala onu zaman zaman görüyorum. Bürkem ile birkaç kez e-posta yolu ile irtibata geçebildim. Keza Altuğ ile de mesajlaşmalarımız oldu.. Bu facebook denen zımbırtı sayesinde diğer arkadaşlarımdan birkaçını daha bularak Istanbul'da buluşma fırsatınıda yakaladık. Altuğ, Ali ve Ayşegül'ü ile marmara kafede buluştuk.. Yaşasın teknoloji. :) Ortaokula ise Gelibolu Lisesinde başlamıştım. İlk sınıfı müteakip bu seferde babamın emeklilik zamanı gelmişti ve o da yarıda kaldı..

  Edremit'e taşındıktan sonra ortaokul ikinci sınıfa Edremit Lisesinde başladım.. İkinci sınıf bittikten sonra Edremit lisesinin ortaokul bölümü ayrıldığı için üçüncü sınıfa bir başka binada Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunda başladım.. Şükürler olsun ki üç senelik ortaöğretimimi dördüncü okula kalmadan bitirmiştim..

 Şimdilik bu kadar yeterli sanırım.. İleriki zamanlarda lise ve Üniversite hayatımdan kesitler ile devam edeceğim..